SAŞK







BULUŞMAK ÜZERE
Diyelim yağmura tutuldun bir gün  
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek  
Öbür yanda güneş kendi keyfinde  
Ne de olsa yaz yağmuru  
Pırıl pırıl düşüyor damlalar  
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın  
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına  
İşte o evin kapısında bulacaksın beni  
Diyelim için çekti bir sabah vakti  
Erkenceden denize gireyim dedin  
Kulaç attıkça sen  
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan  
Ege denizi bu efendi deniz  
Seslenmiyor  
Derken bi de dibe dalayım diyorsun  
İçine doğdu belki de  
İşte çil çil koşuşan balıklar  
Lapinalar gümüşler var ya  
Eylim eylim salınan yosunlar  
Onların arasında bulacaksın beni  
Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya  
Çakmak çakmak gözleri  
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı  
Herkes orda sen de ordasın  
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından  
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim  
Özgürlüğe mutluluğa doğru  
Her işin başında sevgi diyor  
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili  
Bi de başını çeviriyorsun ki  
Yanında ben varım  
  
                        Can YÜCEL







------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


 O şimdi ne yapıyor, 
şu anda, şimdi, şimdi? 
Belki dizinde bir kedi yavrusu var, 
okşuyor. 
Belki de yürüyordur, adımını atmak üzredir, 
— her kara günümde onu bana tıpış tıpış getiren
sevgili, canımın içi ayaklar!...—
Ve ne düşünüyor
beni mi?
Yoksa
ne bileyim
fasulyanın neden bir türlü pişmediğini mi?
Yahut, insanların çoğunun
neden böyle bedbaht olduğunu mu?

O şimdi ne düşünüyor, 
şu anda, şimdi, şimdi?...nümde onu bana tıpış tıpış getiren


N.HIKMET RAN

**********************************************************

Sevmek zor geliyor. Alışmamışım yoruluyorum. Her an sevdiğimi düşünemiyorum. Bazen atlıyorum. Boşluklar oluyor. Bunları boş sözlerle doldurmaya çalışıyorum. Oysa ben her an sana bakmak, bir sözünü kaçırmamak; bir kıpırdanışını, yüzünün her an değişen bütün gölgelerini izlemek, her an yeni sözler bulup söylemek istiyorum. Her mevsimde, her gittiğimiz yerde, insanlarla ve insanlarsız, aşkın değişen yansımalarını görmek istiyorum. Bütün bunlar beni yoruyor. Sen orada duruyorsun ve beni seyrediyorsun sadece. Senin için sevmek, su içmek gibi rahat bir eylem. Ben, her an uyanık olmalıyım
Oğuz Atay / Tutunamayanlar



*******************************************
IN Ne tuhaf bir dünya.
Kimsenin işine karışmıyorum.
Kimseyi incitmiyorum ve
Her an kendimleyim,
Böyle olunca herkes beni
Kurcalıyor

Füruğ Ferruhzad

******************************

***
ikimiz de biliyoruz
bir çözsem saçlarını
bir daha söz etmeyeceğiz ayrılıktan
Akgün AKOVA

***************************************************************************************************************************************



 Ve ağzım ağzını öptü ise
Çünkü için sözle doludur
Elim eline değdi ise
Çünkü elin yaratılmış işler doğurur
Gözlerine baktım ise
Ki bakmışımdır
Onlar bir denizi sezme derinliğindedir
Ve saçlarına
Ve boynuna
Ve omuzlarına
Baktım ise
Ki bakmışımdır
Onlar bir kuşun uçuşunu
Sezme derinliğindedir

EDIP CANSEVER

******************************
***********

ÖZDEMIR ASAF:
Yitirmek korkusunu göze almak,
Sevmeye eşit bir davranıştır
******************************







************
MURATHAN MUNGAN: ‎" Uykumuzu çok küçükken teslim ederiz büyüklerimize. Sonra büyürüz, büyüdükçe korkularımız da büyür. Tedirgin uykularımız çoğalır. Günün birinde aşık olmuşsak, yeniden bir çocuk kadar kayıtsız bırakırız kendimizi bir başkasıyla aynı uykuya
 ...
Oysa uykumuzu teslim ettiğimiz omuzlar bir gün çekilir başımızın altından, esmer ya da sarışın kokusuna gömülüp uyuduğumuz boyunlar öksüz bırakır bizi; bir kolumuz kopmuş gibi yatarız terk edildiğimiz yataklar içinde. Sonra bir süre sızlayan gövdemizi başkalarıyla dindiririz. Yanımızdaki yabancı gövdeler, hafif tutar uykumuzu. Tedirgin bakışlarla yaşanan sabahlardan sonra kimselerle uyumak istemez oluruz artık. Uykumuzu bedenimizden daha zor teslim ederiz bir başkasına."
  
******************************






**********************
ekmek yiyelim ,tereyağı yiyelim, çocuk büyütelim
sen beraber yatacağımız yatakları hazırla
sen bir onu yap yeter bak göreceksin.
TURGUT UYAR 
******************************






************************
Sen asıl bunlara bak bunlar dudakların 
Bunların konuşması olur öpülmesi olur

Cemal Süreya/Güzelleme 


















***********************************************************************************************************************.

Farkında Değilsin Seni Sevdiğimin






Kalk sinemaya gidelim diyorsun, içimde kelebekler uçuşmaya başlıyor. Hemen hazırlanıyor aklım seninle yaşamaya, bildiğin gibi değil; senin derdin belki sadece sinema, ben bir ömürlük düşler kuruyorum bilet parasına.
Belki elimi tutarsın diye düşünüyorum bazen veya gün içinde olmadık bir mesaj atarsın, sen belki sadece nasıl olduğumu sorarsın, ben oradan kendime kaç kahkaha çıkartırım.
Yüzüm aydınlanıyor yüzünü görünce, içimden gülmek, hep gülümsemek geliyor. Hayat ne güzel diyorum, dünya ne güzel, hayat bu işte!
Sonra olmadık bir anda çıkıp gidiyorsun, arkandan bakıyorum. Aramızdaki dengeyi bir türlü bulamıyorum. Başkalarıyla el ele geçiyorsun sokaktan, şaşırıp kalıyorum.
Kızgınlığa hak sahibi değilim ama ruhuma da yasak yok ya, söylemesem de kıskanıyorum. Neremi, neyimi sevmiyorsun diye düşünüyorum. Boyum posum, aklım, ruhum; nereye baktığını, bende ne gördüğünü merak ediyorum.
Ben seni sevebileceğim bir hayata teşneyim, sen kendini sevmeyenlerin peşindesin. Her zamanki o tuhaf denge, bizim aramızda da gerçekleşiyor. Sevenler yine kendilerini sevmeyenleri istiyor; sevilenler yine kendilerini sevenleri sevmiyor.
Şu işin ortasını bulan yok mu yahu? Neden bir türlü rayına oturmuyor. Bende beyaz, sende siyah görüyorum ben; sen oradan bakınca demek benim beyazım da kara çalıyor.
Farkında değilsin seni sevdiğimin belki, belki de umursamıyorsun. Beni kimler seviyor diyorsun içinden, sen de kendi ulaşamadığın ciğere bakıyorsun.
Tuhaf bir oyun değil mi hepsi, gidenler, kalanlar, sevenler, sevilenler, dönenler, gelmeyenler, beklenenler, bekleyenler ve bunarlın hepsini bilenler; tuhaf bir oyunun içindeyiz, değil mi?

*****************************************************************************************************************************








Sonra hep seni düşündüm, uzun zaman aklımda aralıksız kaldın. Yavaş yavaş zayıfladı hayalin. Önce sabah uyandığımda hatırlamadığımı fark ettim, ardından dostlarla geçirilen keyifli vakitlerde uçup gittin yanı başımdan.
Ama o gece yarıları yok mu? Hani yastıkla kafamın arasında duran kilometreler boyu uzayan düşüncelerim yok mu? Onlardan çıkmadın hiç! Oysa sırf sinirlenip gidesin diye, onca lüzumsuz sevişme sığdırmıştım yatağıma….
Zamanla görüntün silinmeye başladı aklımdan, yüzünün detayları, ellerin… Sanki önünde bir sis varmış gibi, soğuk ve mesafeli bir düşe döndün.
Hayat bin tane dert getirdi, para meseleleri, aile meseleleri, dostluk karmaşası, iş sorunları, hani o lüzumsuzca yatağıma aldıklarımın dertleri derken, bir an geldi, baktım bütün gün seni düşünmemişim.
Ardından bir gece seni düşünmeden uykuya dalmışlığım da vardı…
Gerçi o gece de rüyalarıma girmiştin ama rüyaları saymıyorum. Sonra o sis bulutu yoğunlaştı. Sen gittikçe uzaklaştın, aklımda dolaşan diğer gölgelerin arasında yerini aldın.
Ben başka sevdalara düştüm, ihanetler, acılar, mutluluklar gördüm. Birilerini sevdim, birileri beni sevdi, yalnız kaldığım ve keyifli zamanlarım oldu. Hayat işte, hep bir şekilde akıp gitti.
Ama bir tek şey, bugün oldu hala beni terk etmedi. Ne yüzün kaldı aklımda, en o çok sevdiğim ellerin; bir tek sesin kaldı bende!
“Seni çok sevdim” dedin gün, aklımın çengeline asılı kaldı sesin. Ne zaman yağmur yağsa, ne zaman güneş açsa, ne zaman gece olsa, ben hep o sesi kalbimin derinliklerinde duyup, aynı soruyu sormak isterim: “O zaman niye gittin?”

**********************************************************************************************************************************









Bazan, sana baka baka kendime çektiğim ziyafetle, 
Doydum sanırken, bir bakışın açlığıyla ölüyorum sonra...
William Shakespeare













                   




“Aşkın gelişi aklın gidişidir. Aşkın ilk soluğu,                      mantığın son soluğudur.” 



******************************************************************.
"Bazen ona bir şeyler yazarsın, 
yazar silersin... yazar silersin... 
o hiç birini okumamış olur; 
ama sen hepsini söylemiş olursun"

Murathan Mungan
****************************************************************************************


Aşıkken de tam yaşamalısın.
Ağla, üzül, berduş ol...
Zaman olur ruhun kanatlanır
Ve bir zaman olur yüreğin büzüşür üzüntüden.
Nasıl gerekiyorsa öyle yaşa...
Bırak karşındaki sana yalanlar söylesin,
Oyunlar oynasın;
bu senin sorunun değil ki...
O eksik kalsın,
Sen tam yaşa.
Aşık olma,
Aşk OL...

___OSHO________






 Hava, martılar,ışıklı şehir
Sarhoş ediyor beni yosun kokusu
Hilesız kucaklamak istiyorum
Dünyayı şehri ve seni
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey

"Kalbin kendine has nedenleri vardır ki, akıl hiç bir zaman anlayamaz." 
Blaise Pascal

*********************************************************

Keşke yalnızlığım kadar yanımda olsaydın..

Keşke yalnızlığımla paylaştığımı seninle paylaşsaydım..

Keşke senin adın yalnızlık olsaydı 
ve ben hep yalnız kalsaydım..." 

Özdemir ASAF

***************************************************************************

Düşümde sana SENİ anlatan bir şiir yazmalıyım, sözcükleri sevgiyle başlayan, sevgiyle yogrulan cümleler kurmalıyım.SENİ okadar iyi anlatabilmeliyim ki şiirimde; her satır başında ''SEVGİMİ HİSSETMELİSİN'' her nefes alışında BENİ ÇEKMELİSİN İÇİNE ve her uyuduğunda BENİ GÖRMELİSİN rüyanda! zaferin olmalıyım savaşarak kazandığın... Bir İLKİN olmalıyım, tek olmalıyım,AŞK olmalıyım, SEVGİ KOKMALIYIM İÇİNDE. Ve bir ÜLKE olmalıyım SENDE...!


------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Ömrümün sadece tek gecesinde de olsan...
Ölüm uykusu da olsan fark etmez.
Bir kere nefesinle uyuyayım!
Uyanmasam da razıyım.

*************************************************************************************



--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Melih Cevdet'e sormuşlar "EVLİLİK NEDİR?" diye.
Eskiden demiş, kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi biraraya gelir,
yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır,
beraberce yeni ev düzülürdü.
Tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi.
O yüzden buna "evlenmek" denirdi.

Şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde,
yani katlarda oturuyorlar,
bu yüzden artık evlilik "katlanmaktır" demiş."






VAY BEEEE. !!!
Kalp ruha der ki: Ben severim, aşık olurum; ama acısını nedense hep sen çekersin. Ruh da cevap vermiş: "Sen yeterki sev".ŞEMS



SU daki IZ in
senin gelişin bana engellerimi göstermek içinmiş meğer.gözlerim doğruyu göremiyormuş..yolum yanlışmış..önceliklerim...özlediklerim....başkaymış aslında..karanlığımı ben yaratmışım..gözlerimi gerçeklere sımsıkı yumarak.yanlış kapılarda sabahlamışım boşyere,taş kalplerden şefkat ummuşum..sen benimle dünyaya gözünü açtığında,benim de gözüm açıldı gerçeklere..şimdi kalbimde de,hayatımda da herkes herşey yerli yerinde..rengarenk yaşıyorum..bir an grilere bulanıp,ansızın parlayan güneşlerle gülüşüyorum.çiçeklerim yeniden açıyor hayatımın tam da merkezinde..umutlu gözyaşlarıyla suluyorum kuruttuğum topraklarını..Allaha hamdolsun engellerim bir bir kalkıyor..zamanı geri döndüremem,tamam...ama hiç bakmadığım gibi bakıyorum hayata,sana,geleceğe..senin farkın,bana mutluluğu öğretmek içinmiş meğer..******************************************************************************************************KAVGA EDEN KADIN GİTMEK İSTEMİYORDUR, 
GİTMEK İSTEYEN KADIN SUSAR, BAVULUNU TOPLAR VE GİDER..!!!





**********************************************************************

Her insanın hayatında mutluluğa kavuşabilmesi için verilmiş bir saat vardır.İş, o saati kaçırmamakta…!

*********************************************************


Çekingen bir kızdım. Ama acayip çekingendim. 14 yaşıma gelmiştim ve daha kimseyle çıkmamıştım. Çıkma olayları bana ters geliyordu. Kendimi bir erkeğin elini tutarken hayal edemiyordum. Aşık olan arkadaşlarımla alay ediyordum ve bir gün ben de aşık oldum. Çocuk okulumuza yeni gelmişti. İkimiz de 8. sınıftık fakat farklı şubelerde okuyorduk. Çok çalışkan da değildim, çok tembel de. Duyduğuma göre o da benimle aynı durumdaydı. O kadar çekingendim ki ilk 1 ay boyunca adını bile öğrenemedim. Normal bir kız arkadaşından rica eder sordururdu ama ben soramamıştım. Sonra utana sıkıla en yakın kız arkadaşıma anlattım. O da benim için öğrendi. Çocuk bayağı yakışıklıydı ve ben kendimi yeterince güzel bulmuyordum. Aylarca deli gibi sevdim çocuğu. Çocukluk aşkıydı belki ama gittikçe büyüyordu. Normal arkadaşlarım biriyle en fazla 2 ay falan çıkarken ben aylarca o çocuğu sevmeme rağmen onunla bir diyalog içerisine bile girmemiştim. Arkadaşım benim için çocukla ilgili bir şeyler öğrenmeye çalıştı. Çocuk ta benim gibi çekingenmiş, o güne kadar bir kızla çıkmış, o da kaşarmış. Çocukla başka birini kıskandırmak için çıkmış ve 1 ay sonra tekmeyi basmış. Ayrıca kız çocuktan 2 yaş büyükmüş. Çocuk ta kızı delile gibi seviyormuş ve o kadar incinmiş ki o günden sonra kimseyle çıkmamış. Bunu duyunca hem sevindim hem üzüldüm. Onu üzdüğü için kızı boğasım falan geldi. Haftalar geçiyordu ve çocuğa aşık olan tek kşinin ben olmadığımı görüyordum. Yakışıklı ve umursamaz olduğu için okulda gizli bir popülerliği vardı. En yakın arkadaşım bir gün bana mesaj çekerek ona aşık olduğunu söylediğinde yıkılmıştım. Kız bununla da kalmayıp bazı kişilere benim hakkımda dedikodu çıkarmıştı. Umursamadım,onu silip hayata devam ettim. Haftalar geçiyordu ve olayı bilen bazı arkadaşlarım bana sürekli git konuş ne aptalsın ne malsın falan diyordu ama ben konuşamıyordum. Erkek olsam neyse ama ben bir kızım sonuçta diyordum. oysa ben bu utangaçlıkla erkek olsam da farketmez biliyordum. Çocuk ta tam bir kördü hani. Kesinlikle görmüyordu onu sevdiğimi. bir gün kız arkadaşlarımdan biriyle konuşurken şaka maksatlı sence benim şu kimseye adını söylemediğim gizli sevdiğim kim dedim. şak diye adını söyledi. ben şok oldum. nereden biliyorsun falan dedim. kızım anlamamak için kör olmak lazım dedi. çocuğu gördüğünde böyle donup kalıyorsun, bir şey diyoruz duymuyorsun bile. resmen pause tuşuna basılmış gibi kalakalıyorsun dedi. aptallaşıyorsun. daha sonra bir yerdne çocuğun tel no sunu buldum ve bir süre işlettim. gizli numara olarak aradım tabii. bana seni bulcam falan dedi. daha sonra işletmeyi kestim ama hala aşıktım. sene sonuna yaklaşıyorduk ve ben kendime son gün söyleyecek diye söz vermiştim. okulun son günü arkadaşlarıyla eve doğru gidiyordu. yanlarına yaklaştım, yanımda bi kız arkimle. çocuğa "bir dakika konuşabilir miyiz?" dedim ama sesim resmen titriyordu. Çocuk hafif gülümsedi arkadaşları oooo falan dedi. ben de sırf rezil olmamak için "Sana çıkma teklifi falan etmeyeceğim hemen havalanma. iki dakika bak işte" diye tersledim .arkileri sustu. bu da tamam dedi. işte yanımda kız arkimle biraz yürüdük. arkilerinden uzaklaşınca konuşmaya başladım. "tamam itiraf ediyorum. okula ilk geldiğinde günden beri seni seviyorum. seni telefonda işleten de bendim lütfen kızma kötü niyetli değildi. söylemek çok zor ama sana aşıktım. sakın cevap verme. sana çıkma teklifi etmiyorum sadece içimi döküyorum. çünkü alacağım cevabı biliyorum. o cevabı duymak yerine bilmeden yaşarım daha iyi. ayrıca bu beni son görüşün olacak. hangi liseye gideceğini bilmiyorum ama farklı liselere gidiyoruz. bu mahalleye bir daha ayak basmayacağım. iyi günler" dedim. eline uzun süredir sakladığım kurumuş papatyayı verdim ve koşarak oradan uzaklaştım. tabii yol boyunca ağladım. eve geldim annem sordu bne de anlattım. zaten annem anlayışlı kadındır geldi bana sarıldı falan. hep güvenir bana. günlerce kendime gelemedim. bütün yaz tatilimi eksik geçirdim. ruh gibiydim çünkü onu çok seviyordum. okulların açılacağı gün yaklaşıyordu. eski arkadaşlarımdan bazıları toplanıp eski okuluma gitmişti ama ben ayak bile basmamıştım. ara sıra okulumun resimlerine bakıp ağlıyordum. okulların açılacağı gün saçımı falan özensizce toplayıp ölü gibi okula gittim. resmen gözlerimden üzüntü okunuyordu. onu bir daha göremeyeceğimi biliyordum. yeni okuluma girdim.bahçe öğrenciler ve velileriyle doluydu. ben istemediğim için annemler gelmemişti. ayaklarımı sürüye sürüye gidip banklardan birine oturdum zilin çalmasını falan beklemeye başladım. bu arada şıpır şıpır ağlıyorum tabi. birden biri bana "oturabilir miyim?" dedi. gözyaşlarımı silip tabii dedim ama kafamı kaldırmamla şok olmam bir oldu. karşımda o duruyordu ve bana kurumuş bir papatyayı uzatıyordu. nasıl şok oldum anlatamam. inanamadım ilk önce o olduğuna, kafayı yedim sandım. gülümsedi "demek aynı lisede okuyoruz" dedi. ben şaşkınlıktan iyice ağlamaya başladım ama sonuçta onunla çıkmaya başladık. meğerse o da beni seviyormuş ama benim gibi çekingen olduğundan hiçbir zaman açılamamış. son gün onunla konuştuktan sonra kaçmasaymışım zaten o da itiraf edecekmiş. uzun süre oturduğum evi falan aramış,arkadaşlarımdan bazılarına ulaşmış ama onlar da durumu bildiğinden benim gururumu kırar diye söylememiş. daha sonra arkadaşlarımdan birinden okuyacağım liseyi öğrenmiş. meğerse aynı lisede okuyormuşuz. son gün ona verdiğim papatyayı hep saklamış ve ilk gün bana vermiş. tahmin ettiğiniz gibi gelip geçici bir aşk değildi bizimkisi. daha sonraki yıllarda da hep devam etti. üniversiteyi farklı şehirlerde okumamıza rağmen hiç kopmadık. Üniversite son sınıfta evlendik. şu anda onunla 12 yıllık bir evliliğimiz var. 10 yaşında bir oğlumuz ve 7 yaşında bir kızımız var. hala seviyorum onu ve o da beni. aşk şimdiki çocukların oyuncak mislai kullandığı şey değildir. gerçek aşk tükenmez. Bizim hikayemiz mutlu bitti. Ben şu anda bu satırları yazıp postalamayı düşünürken o da yanımda oturuyor. ikide bir göz kırpıp duruyor. İnşşallah herkesin aşk hikayesi mutlulukla sonuçlanır. esenlikle kalın


********************************************************************

Hakan ve Hülya adında iki genç varmış. Kız güzelmi güzel genç yakışıklı mı yakışıklıymış bu iki genç birbirlerini sevmiş ve bir flort döneminden sonra evlenmeye karar vermişler.
İkisinin durumu iyi ve zengin ailelerin çocuklarıymışlar ve sonunda Hakan ve ailesi Hülya’yı istemeye gitmişler. Nişan yüzükleri takılmış ve evlilik günleri belirlenmiş. Bir gün Hakan Hülya’yı aramış kız telefona bakmış ” Aşkım ne yapıyorsun” demiş.
Kız yemek yaptığını yemek yiyeceğini söylemiş. Hakan “aşkım yemeğini yedikten sonra seni almaya gelecem birlikte sinemaya gideriz iki tane bilet aldım” demiş. Kız “tamam aşkım gidelim” demiş ve telefonu kapatıp yemeğe devam etmiş. Tam o sırada tüp patlamış bütün tüp parçaları Hülya’nın vücudunu delik deşik etmiş…
Hastaneye yoğun bakıma kaldırmışlar. Hakan koşa koşa hastaneye gitmiş. Hülya onunla görüşmek istememiş. Çünkü suratı yanıktan öyle iğrenç bi hal almış ki yüzüne ve vücuduna bakınca insan iğreniyormuş. Annesi Hülya’nın yanına gelmiş ve “kızım Hakan perişan bir halde neden onu görmek istemiyorsun ” demiş. Kız “anne sen böyle yüzümün haline bakmaya iğreniyorsun o nasıl baksın.
Söyle ona beni güzel halimle hatırlasın herşey bittisakın beni aramasın”. Anne kızın dediklerini çocuğa aynen iletmiş. Çocuk üzüntüyle hastaneden çıkmış ve arabasını süratle kullanmaya başlamış ve trafik kazası geçirmiş kör olmuş. Annesi tekrar kızın yanına gelmiş ve Hakan’a olanları anlatmış.
“Artık evlenmeniz için hiç bir mani yok artık birbirinize destek çıkmalısınız, bak hem artık istesede seni gelmez” demiş. Bunun üzerine kız Hakan’la evlenmiş. İki tane çocukları olmuş ve yıllar sonra Hülya kalp krizinden ölmüş. Öldüğü gün çocukları anlamışlar ki babaları kör değilmiş ve aslında hiç kör olmamış.
********************************************************************************


Sabah uyandiginda midesinde bir yanma hissetti yanmanin nedeni aksam yedikleri degil uyanir uyanmaz bugün yapacaklarinin aklina gelmesiydi. Bugün 2 yildir götürmeye çalistigi bir birlikteligi bitirecekti aslinda bunda geç bile kalmisti. Bitmeli dedi içinden her gün; bu tatsiz uyanis bitmeli… Içinde bir muhakeme baslamisti, kendi kendine söyleniyordu:
“Ona da haksizlik etmek istemiyorum belki hatali olan benim…. Bulunmaz Hint kumasi degilim ya, görünüs olarak himmm yakisikli çocuk denilecek biri hiç degilim…. Ama yaptim çok çalistim bitmesin diye kendimle mantigimla çok kavga ettim olmadi….” Genç adam bunlari düsünürken surati sekilden sekille giriyordu. Süratle giyinerek disari çikti, bugüne kadar hiç bekletmemisti onu simdide bekletmemeliydi. Istanbul soguk ve yagmurlu bir Nisan ayi yasiyordu.Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi bulutlar bizim yasayacaklarimizi biliyor onlar bile agliyor halimize.
Birkaç saatlik yolculuktan sonra Kadiköy iskelesine geldi her zamanki gibi yine ilk kendisi gelmisti bulusma yerine. Birkaç dakikalik beklemeden sonra karsidan kiz arkadasinin geldigini gördü, simdi midesindeki agri daha da artmisti. Karsilama faslindan sonra Besiktas’a gitme karari aldilar, yolculuk sirasinda hiç konusmadilar; genç adam günesin yoklugunda grilesen denize bakiyordu. Genç kiz arkadasinin bu durgunluguna anlam verememisti, öyle ya nereden bilecekti bu gün ayrilik çanlarini çaldigini.
“Üsüdüm” dedi genç kiz, bu yolculuk boyunca edilen tek lafti. Besiktas’a geldiklerinde bir cafe de oturdular, genç kiz anlamisti kendisine bir sey söylenmek istendiginin… “Bana bir sey mi söylemek istiyorsun” dedi, genç adamin gözlerine bakarak. Genç adam gözlerini kaçirarak “evet” seklinde basini salladi.
Genç kiz daha da heyecanlanmisti. Biraz da sinirlenerek “söyle öyleyse ne diye bekliyorsun.”
Genç adam içini çektikten sonra “sence biz nereye kadar gidecegiz, daha dogrusu biz iyi bir ikiliyiz”
“Bunlari sorma geregini neden duydun.” dedi genç kiz.
Genç adam söze basladi: “bak canim bundan birkaç ay önce aksam saat 11:00 civariydi sanirim, hatirladin mi?
Genç kiz “evet hatirladim” dedi, ama genç adam genç kizin sözünü bitirmesini beklemeden “o aksam seni düsünüyordum diger aksamlarda oldugu gibi senin için bir siir yazmistim onu o an sana okumak istemistim, sana telefon açtigimda siirimi bile dinlemeden simdi sirasi mi canim ya senin de isin gücün yok mu demistin bana. Biliyor musun o an bir kaç yumruk yedikten sonra kroki durumuna düsen bir boksör gibi olmustum sessiz kalip özür dileyerek telefonu kapatmistim. Daha sonra bu siiri benden hiç istememistin. Ve bunun gibi bir çok defa tartismamiz oldu. Geçenlerde hasta olup yataklara düstügümde arkadaslarimla birlikte sen de gelmis, Meral’in bana sen sanslisin Nalan sana bakar sözüne karsilik sinirli bir edayla “aaaa banane isim yok da sana bakacagim, annen baksin demistin bunu da hatirladin mi?”
Genç kiz tekrar “evet” dedikten sonra saskin saskin “evet ama bunlari neden hatirlatiyorsun bilmiyorum. Biliyorsun benim kisiligim böyle, duygusalligi sevmiyorum . Ve hasta bakici gibi göründügümü de kimse söyleyemez.”
Genç adam güldü “Evet canim bak burda haklisin, sen zaten olmak istesen bile bu kalbi tasidigin müddetçe hasta bakici hemsire falan olamazsin.”
Genç adam devam etti “bana simdiye kadar kaç kere sabahin erken saatlerinde güzel sözcüklerden olusan bir mesaj çektin, hiç hatta günün hiçbir saatinde çekmedin. Duygusalligi sevmeyebilirsin ama sen seni seven insanlari mutlu etmeyi de sevmiyorsun, halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanlari mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanidigimdan beri her sabah aksam, gece yani seni andigim her saat tatli sözcük mesajim vardi senin için biliyor musun? seninle ben ak ile kara gibiyiz”
Genç kiz anlamisti, “yani ne istiyorsun benden sair olmami mi?”
Genç adam tekrar gülümsedi içinden dün gece verdigin ayrilik kararinin ne kadar dogru oldugunu düsünüyordu.
“Hayir dedi sair olmani istemiyorum zaten olamazsin da; yalniz biz ayrilmaliyiz, ayrilirsak ikimiz içinde en hayirlisi bu olacak.”
Genç kiz sasirmisti, “Neden ama ben seni seviyorum, senin de beni sevdigini saniyordum.”
Genç adam iç çekerek “hayir canim sen esas beni sevdigini saniyorsun, eger beni sevseydin simdi burda baska seyler konusuyor olurduk.”
Genç kizin gözleri yasarmisti, Genç adam cebinden çikardigi mendili uzatti, genç kiz göz yaslarini silerek kesik bir sesle “Sen bilirsin, umarim beni baska biri için birakmiyorsundur.”
Genç adam “Nasil böyle bir seyi düsünürsün, senden baska olmadi ve uzun sürede olacagini sanmiyorum.” Genç adam ve genç kiz iki sevgili olarak oturduklari masada artik iki yabanci gibi duruyorlardi. Istanbul yagmurlarla yikanirken yagmura iki sevgilinin umutlari da karisiyordu.
Birkaç dakika sesiz oturduktan sonra genç kiz “kalkalim istersen” dedi.
Genç adam ben biraz daha burda kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin. Genç kiz “tamam o zaman sana mutluluklar dilerim” diyerek elini uzatti. Genç kizin sesi ve eli titriyordu genç adam “arkadas olarak beraberiz ama sen istersen tabi” dedi. Genç kiz evet” anlaminda basini salladi ayrilirken son kez sarildilar birbirlerine.
Genç kiz uzaklasirken genç adam masada dondu kaldi vakit ögleni bulurken yagan yagmur yerini günese birakmisti, ama genç adam titriyordu onu titreten açan günese ragmen esen rüzgar miydi, yoksa kalbindeki ayrilik acisi miydi. Saatlerce dolasti devamli kendini sorguluyordu hatayi bastan yaptim diyordu, ama yasadigi güzel günlerde olmustu.”allahim” dedi “allahim güç ver bana”.
Dostlarini düsündü onlarin dediklerini düsündü. Arkadaslari sizler birbirine zit insanlarsiniz yol yakinken dönün bu yoldan dememis miydiler. Tabi ya dogru olani yapmisti. Saatler geçtiginde artik günes yerini yildizlara birakmisti, eve döndügünde yürümekten bitap duruma düsmüstü. Kendisini karsilayan annesine hiçbir sey söylemeden kendi odasina gitti. Gece bir türlü bitmek bilmiyordu anilarin agirligi altinda eziliyordu genç adam, ama sabah erken kalkip ajansa gidecekti, bunun için uyumasi gerekiyordu.
Birkaç saat sonra genç adam uykuya dalmayi basarmisti ve sabah 7′de saatin zirlamasiyla uyandi genç adam. Evden çikacagi zaman cep telefonuna bakti, mesaj ve 10 tane cevapsiz arama vardi. Genç adam yorgun oldugu için duymamisti telefonunun sesini. Cevapsiz arama ve mesaj canimcim’dan gelmisti canimcim onun Nalana taktigi isimdi, heyacanla mesaji açti mesajda sunlar yaziyordu…….
“Sadece onlari sevmeyi sevdim Hepsini onlarsiz yasadim da Bir seni sensiz yasayamiyorum Bu aski tek kalpte tasiyamiyorum Sana yemin güzel gözlüm bir tek seni sevdim Ve seni severek ölecegim, ELVEDA BIRTANEM…….”
evet, genç adam sasirmisti, mesajin gelis saatine bakti sabahin besini gösteriyordu güldü kahkahalar atarak güldü onu tanidigi ve arkadas oldugu günden beri ilk defa bir siir aliyordu ve ilk defa bu saatte araniyordu….
Heyecanla hizli arama yapti, çalan telefonu yabanci bir ses açti.
Genç adam “Nalan ile görüsebilirmiyim” dedi. Fakat karsidaki agliyordu, hiçkira hiçkira agliyordu; “Ben onun annesiyim yavrum, canim kizim bu sabah intihar etti. Gece odasinda birilerini arayip durdu, sabah odasinin isigini sönmemis görünce merak ederek odasina girdim, ama yavrum kendini asmisti.”
Genç adam beyninden vurulmusa döndü. Bir gün önceki mide agrisinin iki katini çekiyordu simdi. Oldugu yere yigilip kaldi………….
Birkaç ay sonra…
Iki doktor konusur. Doktorlardan biri digerine karsidaki hastanin durumunu soruyor ….
- haaa o mu, üç ay önce getirdiler elindeki cep telefonunu hiç birakmiyor, kendisi yüzünden bir genç kiz intihar etmis, o günden sonra o cep telefonu her zaman elinde devamli bir seyler yazip birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim o uyurken gönderdigi numarayi aradim hayret ki numara 3 ay önce iptal edilmis, ve gelen mesajlarda bir siir:
“Sadece onlari sevmeyi sevdim Hepsini onlarsiz yasadim da Bir seni sensiz yasayamiyorum Bu aski tek kalpte tasiyamiyorum Sana yemin güzel gözlüm Sana yemin güzel gözlüm bir tek seni sevdim Ve seni severek ölecegim, ELVEDA BIRTANEM








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder