Sayfalar

24 Mart 2012 Cumartesi

ŞİİR ZAMANIMIZ


BİR KADIN
 Bir kadın cocuktur aslında.
 Cocuk gibi davranmayı sever.
 Erkegin kendisin...e bir cocuga gösterdigi sefkati göstermesini de ister.
 Bir cocugu oksar gibi incitmekten korkarak oksamalidir erkek kadını.. 
Ama her kadın cocukca da olsa dinlenilmesini, dikkate alinmasini ister. 
Yani bir kadının cocukluk yapmasina izin vereceksiniz, 
ama asla onu bir cocuk olarak görmeyeceksiniz. 
 Bir kadın güçlüdür aslında.
Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür.
 Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasini sevmez. 
Ister ki erkegin gücü kendisine huzur versin. 
Kendi kendine yapabilecegi seyleri bile erkegin yapmasini bekler. 
Böylece hem daha kadın oldugunu hissedecektir hem de erkeginin ne kadar güçlü oldugunu görecektir. Ancak kadın gücünü göstermek istediginde onu engelleyemezsiniz. 
Yapmak istedigi bir sey varsa mutlaka yapar. 
 Bir kadın sevgilidir aslında.
 Içinde her zaman sevgiyi tasir. 
Sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. 
 Sevdiklerini kolay kolay kıramaz. 
Zor sever ama tam sever. 
Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreginin kabul ettigini beyninin de kabul etmesi gerekir.
 Ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız. 
Belki kolayca yüregine girebilirsiniz. 
Ancak beyninde yer etmemisseniz her an terk edilebilirsiniz. 
 Bir kadın yalnızdır aslında.
 Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. 
Kendisine ait bir dünyasi vardir ve orada hep yalnızdır. 
O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. 
Hiçbir anahtar o dünyanin kapısını açamaz. 
Yalnızlık onun sıgınagıdır. 
O sıgınaga ne zaman girecegine, ne kadar kalacagina hep kendisi karar verir.
 Sıgınaktayken oradan çikmaya zorlarsaniz onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz 
 Bir kadın bilgindir aslında. 
Neler yapabilecegini erkek akli hayal bile edemez. 
Yaratıcılıgının sınırı yoktur. 
Ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkegini bekler. 
Hoyratça harcamaz yaratıcılıgını sadece erkegine saklar. 
Bir kadının gerçek erkegi olmayi basarabilmisseniz çok sanslisiniz demektir.
 Çünkü yasamınız asla sıradan olmayacaktır. 
 Bir kadın hayattır aslında. 
Çünkü hayatın içinde olan her sey ancak kadınlar oldugunda anlam kazanıyor. 
Yemek yemek, su içmek bile. 
Bir kadının elinden içtiginiz suyla kendi kendinize bardagi doldurup içtiginiz su arasindaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz? 
Anlıyorsanız ne mutlu size. 
Anlamıyorsanız, ne yazik ki yasamıyorsunuz.

CAN DÜNDAR

GÜNÜN SÖZÜ


GÜLMECE


Fenerbahçe 1-0 Bursaspor


Fenerbahçemiz, Spor Toto Süper Lig’in 32. Hafta açılış maçında Bursaspor ile Şükrü Saracoğlu Stadı’nda karşılaştı. Rakibini 41. dakikada Alex’in attığı golle 1-0 mağlup eden Takımımız, zirveye 3 puan daha yaklaştı. 

SEYHANCA:Çocuk ve Genç Odası Örnekleri






SEYHAN SİZİN İÇİN GEZDİ ///DÜNYANIN ÇATISINDA UNUTULANLAR/Matthıeu Paley Fotograf Sergisinden


Medeniyetler kavşağında ;İpek yolu üzerinde kaybolmuş bir dünya



Dünyanın çatısında unutulanlar 
sergisi çok fazla bilinmeyen Türkçe konuşan bir göçebe topluluğunu, Kırgız göçebelerinin, dünyanın en ıssız köşelerinden birinde Afganistan’da Wakhan geçidinin sınırlarındaki hikayesini ve günlük hayatını anlatıyor. Dünyanın en yüksek dağ zincirinin kenarında ayı andıran bir manzaraya sahip olan, kurak ve yabani platonun yer aldığı Küçük Pamir coğrafi konumu nedeniyle “Dünyanın Çatısı” olarak adlandırılıyor. Yerden 4200 metre yükseklikte, 1000 kişi mutlak mahrumiyet içinde hayat mücadelesi veriyor.
Fotoğrafçı Matthieu Palley 2000 yılında bir zamanlar İpek Yolu’nun güzergahında olan bu bölgeden geçerken Afgan Kırgızları ile ilk kez karşılaşıyor. Sanatçı bu topluluğu yeniden görmek üzere 2008 ve 2011 yıllarında kışın tam ortasında yola koyuluyor ve sadece donmuş Wakhan nehrinden yukarıya çıkarak ulaşılan kamplarına gidiyor. Çin sınırına kadar yürüyen sanatçı Kırgızların yaşadıkları olağanüstü koşulları resimliyor. Batılı birinin Küçük Pamir’e kış aylarında gerçekleştirdiği son ziyaret 1972 yılına uzanıyor.
Fotoğraflar eşliğinde, ender olarak görüntülenen ve İpek Yolu kervanlarının kat ettiği muhteşem manzaraları keşfetmek mümkün. Resimler bize göçebelerin son derece zorlu gündelik hayatlarının yanı sıra geleneklerini de aktarıyor. Fotoğraflar güçlü ve köklü bir halkın direncini yansıtıyor.

Birçok ödüle layık görülen fotoğrafçı Matthieu Paley’in çalışmaları sıklıkla jeoplolitik olarak hassas bölgelerde uzaklaşma ve yalnızlık temalarını işlemekte. 12 yıl yaşadığı Asya’nın ardından yakın zamanda İstanbul’a yerleşen Fransız fotoğrafçı, Géo ve National Geographic gibi dergiler için çalışmakta. Paley halen 2012 Kasım ayında yayınlanacak olan Dünyanın çatısında unutulanlar kitabının hazırlıklarını sürdürmekte. Ayrıca, Matthieu Paley’in İstanbul Linart Sanat Galerisi’ndeki Masalsı Dünyadan Fısıltılar fotoğraf sergisi8 Mart - 10 Nisan 2012 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek. (Abdi İpekçi Cad. N:24 Nişantaşı)







SEYHANCA :FENERBAHÇE'YE YAPILAN SAYGISIZLIK



Bugunlerde basında sıkca yer alan karıkatürden birçoğunuzun haberi vardır diye düşünüyorum.
Ziraat Türkiye Kupasında BJK,GS,TS elenince Fenerbahçe'nin artık bu şekilde kupayı alabileceğine dair bir karıkatür bu.Nedir bu insanların hazımsızlığı bilmem.İyi oynayan kazansın elbetteki.Mühim olan kupayı almak değil.Centilmence oynamaktır.
Lakin Türk futbol seyircilerinin bunu anlaması için önce klup başkanlarının hazım etmesi ve olgunlaşması gerekmekte diye düşünüyorum.Kendini bilmez serseriler her tarafta olabiliyor..Yeter ki bunları genelleyerek büyük camiaları karalamayalım... Ünal Aysal beyfendi herhalde hayatının çok büyük bir bölümünü yurt dışında geçirdiği için Türkiye'de yıllardır neler olup bittiğini görememiş...Herhalde onun için bu kadar rahat konuşuyor(!) ama  hoş olmuyor ... .Ünal  bey öyle "Galatasaray taraftarının ulaştığı kültür sevivesi" nden filan bahsederek kendini komik duruma düşürmesin...Fazla uzağa filan gitmesin  kendinin de hazır ve nazır bulunduğu geçen seneki Fenerbahçe Erkek Basketbol takımının Galatasaray'ı kendi sahasında yenerek aldığı Şampiyonluğun Kupa töreninin yaptırılmaması ve bu seneki Bayanlar Basket maçında Ali Koç'a ana avrat ve koro halinde küfür edilirken mumya gibi oturması , buna mukabil Abdürrahim Albayrak'ın  bu çirkinlikleri engellemek için kendini paralaması...Hangi kültür seviyesi???  Nasıl böyle bir yorum yapıyor anlamak hakikaten çok çok zor...
Misaller çok uzatılabiliriz ama Ünal bey  herhalde Belçika'dan Türkiyeyi iyi takip edememiş yıllardır...Bir ara herkesin kirli Galatasaray'ın akkaşık, tertemiz olduğundan filan bahsetmişti, iyi ki eskileri bilen Galatasaraylılar devreye girdiler de bu masum edebiyatına son verdi...Hep söylüyorum, biz bu köyde kırk kişiyiz kırkımız da birbirimizi çoooookkkk iyi tanırız diye...Bu temiz, masum edebiyatıyla yeni jenerasyonu inandırabilirsin ama yaşı 50 yi geçenleri sadece güldürürsün... Bir ara Ali Şen "ben konuşursam Galatasaray rezil olur " gibilerinden bir laf etti, gazeteciler hemen Ünal Aysal'a koştular , "Başkan ne diyorsunuz bu ithama" diye , verdiği cevap enteresandı " Susma hakkımı kullanıyorum" !!! Bence akıllıca bir cevaptı... 
Susma hakkını filan kullanma ama böyle abuk sabuk konuşacaksan hiç konuşma , hep SUS 'un beyfendi....
Bakınız Galatasaray ne güzel gidiyor, Futbolda neredeyse Şampiyon, Erkek Basketbolde iddialı, Voleybol Bayanlarda Avrupanın 2. kupasında final oynayacak, Bayanlar Basketbolde Avrupa'nın 1. kupası Şampiyonlar Liginin Fenerbahçe ile beraber en önemli favorilerinden..Galatasaray Camiasının uzun zamandır özlemini çektiği bu tablonun keyfini çıkarınız ..Sizin ne işinize her 2 satırda bir Fenerbahçe'ye sataşmak... Artık kendi başarılarınızla övünme devrini açınız , bırakın artık rakipler üzerinden edebiyat yapmayı, o edebiyat eskide kaldı, artık Galatasaray Spor Klübü eski başarılı günlerine döndü, ihtiyacı filan yok rakipleriyle filan uğraşmaya.....O taktik başarısızken uygulanırdı, başarısızlıkları örtmek için..Gün artık sevinme ve başarıların tadını çıkartma günü...Bırakın artık bu edebiyatı...Yakışmıyor size .... 

 


 

Tencere dibin kara, seninki benden kara manasında değil de, bir spor kulübü başkanının görevi, diğer spor kulüplerini ötekileştirmek, nefret duygularını arttırmak, fanatik taraftarların hoşuna gidecek ancak diğer herkesi öfkelendirecek hakaretamiz cümleler kurmak, futbol ortamında düşmanlık ve nefret tohumlarını derinleştirmek değildir. 

Bir spor kulübü başkanının görevi, hele ki "eskisi gibi taraftarlar birlikte maç izlesin istiyorum" diyen bir başkanın görevi diğer takım taraftarlarını aşağılamak, onları provoke etmek, kendisinin de bir parçası olduğu günahları tümüyle öteki tarafa yıkmak değildir.


Ünal beye hatırlatalım, sizin bu yaptıklarınızı yapanlar oldu. Adnan Polat'lar, Haldun Üstünel'ler, daha da fazlasını yaptılar. Yaranmak istediğiniz o fanatikler de onları ibra bile etmedi, arkalarına teneke bağlayıp gönderdiler. Bugün Adnan Polat davalık, Haldun'un da adını anan yok.

Fanatiklere yaranmaya çalışanların sonu hep hüsran oldu ama Metin Oktay'lar ve onun gibi efendi insanlar, nazik insanlar, beyefendiler hep anıldı. 

Sizin gidişat unutulanların arasına karışmak yönünde. Bugün duyduğunuz alkışlar, yarın duyacağınız ıslıkların müjdecisi.

El hak, Galatasaray taraftarını bilmem de, Fenerbahçe taraftarı Ünal Aysal'ın seviyesine ulaşamaz. O kadar düşmek için bayağı ahlak kaybına uğramak gerekiyor. 


VE TÜRKİYE'DE BUGÜN EKONOMİ

              

Borsa ve dolar düştü altın ve avro yükseldi

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası 369,30 puan düşerek kapandı. Dolar düştü avro yükseldi. Altın fiyatları günü yükselişle kapattı.Haberi KaydetArkadaşına Gönder 23 Mart 2012 17:53 - 0 Yorum - 1,465 Okunma İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) 100 Endeksi haftanın son işlem gününde değer kaybetti. Endeks günlük bazda 369,30 puan ve ortalama yüzde 0,60 oranında geriledi. İMKB 100 Endeksi, ikinci seansta 231,77 puan azalarak 61.417,44 puandan kapandı. Hisse senetleri ikinci seansta ortalama yüzde 0,38 oranında değer kaybetti. Borsa endeksi günün tamamında 369,30 puan azalırken, hisse senetleri günlük bazda ortalama yüzde 0,60 oranında değer yitirdi. Dolar ve avro Piyasanın kapanışı itibariyle Kapalıçarşı'da 1,7980 liradan alınan dolar 1,8020 liradan, 2,3860 liradan alınan avro 2,3910 liradan satılıyor. Serbest piyasada önceki kapanışta 1,8140 lira olan dolar güne 1,8100 liradan, 2,3870 lira olan avro güne 2,3880 liradan başlamıştı. Ankara'da dün 1,8170 liradan satılan dolar, bugün akşam saatlerinde 1,8050 liradan işlem gördü. Avro ise akşam saatlerinde 2,3950 liradan satıldı. Dün akşam saatlerinde avronun satış fiyatı 2,3910 lira düzeyindeydi. Avro-dolar paritesi 1,3270 oldu. Merkez Bankası ise saat 15.30 itibarıyla gösterge niteliğindeki doların efektif satışını 1,8031, avronun efektif satışını 2,3886 olarak belirledi. 

Piyasa Özeti :Uluslararası piyasalarda altının onsu 1.659,57 dolardan işlem görüyor. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım Satım Pazarında işlem gören gösterge kağıdı 5 Mart 2014 vadeli tahvilin, bugün valörlü işlemlerinin basit getirisi yüzde 9,46, bileşik getirisi yüzde 9,68 seviyesinde bulunuyor. Bu dakikalarda piyasalara ilişkin seçilmiş veriler şöyle: Piyasalar Değer İMKB 100 Endeksi 61.659,57 Gösterge Tahvil %9,68 Dolar 1,8020 Avro 2,3860 Avro-Dolar 1,3252 Sterlin-Dolar 1,5851 Yen-Dolar 82,21 Petrol/Brent 125,24 Altın/Ons 1.659,57 Repo %9,91 New York Borsası New York Borsası açılışta değer kaybetti. Borsanın açılışında, düne göre Dow Jones Sanayi Endeksi 13 puan azalarak 13.032 puana geriledi. Açılışta, Standard & Poor's 500 Endeksi 1 puan değer kaybederek 1.392 puan, Nasdaq Teknoloji Endeksi ise 5 puan azalarak 3.058 puan oldu.

KREDİ KARTI AİDATININ İPTALİ İÇİN ÇOK BASİT                    TAVSİYE



BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, “Benzincideki pompacı sözleşmeye ‘aidat ödemeyeceğim’ diye yazmış, ödemiyormuş. Bu kadar basit. Sözleşme geldiğinde bunu şart koyun, olmazsa başka bankaya gidersiniz” dedi.Haberi KaydetArkadaşına Gönder 24 Mart 2012 07:40 - 0 Yorum - 7,752 Okunma Bankalar ile kredi kartı kullananlar arasında aidat tartışması sürerken, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Tevfik Bilgin’den ilginç bir ‘tavsiye’ geldi. Bilgin, “Kredi kartı sözleşmesine el yazınızla ‘aidatı ödemeyeceğim’ yazın ve ödemeyin” dedi. Finans Derneği’nin Ankara’daki yemeğinde konuşan Bilgin, şunları söyledi: “Cuma günü benzin almak için girdiğim istasyonda pompacı, kredi kartı aidatını ödemediğini söyledi. ‘Nasıl ödemiyorsun’ diye sorduğumda, ‘Sözleşme geldiğinde arkasına aidatı ödemeyeceğim diye not düşüp öyle imzaladım’ dedi. Bu kadar basit. Bankacı kredi kartı için geldiğinde bu notu ekleme şartı koyun. İzin vermiyorsa başka bankaya gidersiniz.” Yargıtay kredi kartlarından alınan ücretin yasal olmadığı yönünde bir karar almıştı. Bankalar Birliği ise tüketicinin altında imzası bulunan sözleşmelere istinaden ücretlerin tahsil edildiğine dikkat çekerek, ‘yasal bir işlem yapıyoruz’ demişti. Bu açıklamayı tüketici derneklerinin ‘tepki olarak kart kullanmayın’ çağrısı izlemişti. Bilgin, “Gelişmeleri biz de yakından izliyoruz” diye konuştu. Cnbc-e’nin haberine göre Bilgin, bugünlerde en acil konulardan birinin de uzun, en az 2 - 3 yıl vadeli finansman ve kaynak bulma sorunu olduğunu söyledi. Bilgin, “Bu konuda vergisel veya bize özel diğer avantajlar olabilir. Acil bir şeyler yapmak lazım” diye ekledi. Sektör rakamlarına da değinen Bilgin, bankacılık sektörünün 2012 Ocak’ta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 18’lik kar artışı ile ilgili, “Bankalarımızın faiz marjlarında bir iyileşme oldu. Temel sebebi budur” diye konuştu.
Yaz saati uygulamasına Pazar günü geçilecek. Bu gece (Cumartesi gününü Pazar gününe bağlayan gece), 03.00'de saatler bir saat ileri alınacak.Haberi KaydetArkadaşına Gönder 24 Mart 2012 09:20 - 0 Yorum - 1,112 Okunma Gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla her yıl yapılan ileri saat (yaz saati) uygulaması kapsamında, bütün yurtta saatler, gece 03.00'den itibaren bir saat ileri alınacak. Kış saati uygulamasına 30 Ekim 2011 tarihinde geçilirken saatler 04.00'de bir saat geri alınmıştı. Gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla yapılan uygulamaya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı da 13 Mart 2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmıştı. Karar çerçevesinde, bütün yurtta saatler, gece 03.00'te bir saat ileri alınacak. Saatler, 28 Ekim 2012 Pazar günü saat 04.00'ten itibaren de geri alınacak. Yaz saati uygulaması, çalışma saatlerinin günün güneşli bölümüne alınması suretiyle, gün ışığından daha fazla yararlanılması, elektrik enerjisinin aydınlatmada kullanılan bölümünden tasarruf sağlanması amacını taşıyor. Ayrıca, yaz saati uygulamasıyla, akşam saatlerinde en yüksek değerine ulaşan enerji talebinin (puant gücü) azaltılması hedefleniyor. 697 sayılı Kanunun 3097 sayılı Kanuna değişik 2. maddesi ''Greenwich'e göre 30. derecede bulunan boylam dairesi bütün Türkiye Cumhuriyeti saatleri için esas alınıyor. Ayrıca başlangıç ve bitiş tarihleri belirtilmek ve bir saati aşmamak şartıyla yaz saati uygulamaya Bakanlar Kurulu yetkilidir'' hükmü gereğince, yaz saati uygulamasının başlangıç ve bitiş tarihleri Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla belirleniyor. Geçmiş yıllara bakıldığında yaz saati uygulaması, AB ülkeleriyle birlikte mart ayının son pazar günü başlayıp, ekim ayının son pazar günü bitiyor. Yaz saati uygulamasıyla, her yıl, ''orta ölçekli'' bir hidroelektrik santralinin yıllık üretimi kadar tasarruf sağlanıyor. İleri saat uygulaması işe erken başlamak ve çıkmak, aydınlatma, ısıtma, soğutma açısından önem taşıyor. TEİAŞ'ın hesaplarına göre, yaz saati uygulaması ile yıllık 600-700 milyon kilovatsaat (kWh) tasarruf sağlanıyor.

GÜNAYDIN DÜNYA

http://www.youtube.com/watch?v=BGgMI534rgQ&feature=fvst
http://www.youtube.com/watch?v=sJALsy1X8T0&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=yGiwaEliALU&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=myTzrtr46dI
http://www.youtube.com/watch?v=DbviXG_56ss&feature=related

23 Mart 2012 Cuma

VE BU GECEKI MASALIMIZDA SIRA

                                          

                            

  Mecnun, bir kabile reisinin dualar ve adaklarla dünyaya gelmiş olan Kays adlı oğludur. Okulda bir başka kabile reisinin kızı olan Leyla ile tanışır. Bu iki genç birbirlerine aşık olurlar. Okulda başlayıp gittikçe alevlenen bu macerayı Leyla nın annesi öğrenir. Kızının bu durumuna kızan annesi, kızına çıkışır ve bir daha okula göndermez.Kays okulda Leyla yı göremeyince üzüntüden çılgına döner, başını alıp çöllere gider ve Mecnun diye anılmaya başlar. Mecnun un babası, oğlunu bu durumdan kurtarmak için Leyla yı isterse de Mecnun (deli, çılgın) oldu diye Leyla yı vermezler. Leyla evden kaçarak, Mecnun u çölde bulur. Halbuki o, çölde âhular, ceylanlar ve kuşlarla arkadaşlık etmektedir ve mecâzî aşktan ilâhî aşka yükselmiştir. Bu sebeple Leylâ yı tanımaz. Babası Mecnûn u iyileşmesi için Kâbe ye götürür. Duâların kabul olduğu bu yerde Mecnûn, kendisindeki aşkını daha da arttırması için Allahü Tealâya duâ eder: "Ya Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ beni." Duâsı neticesi aşkı daha da çoğalır ve bütün vaktini çöllerde geçirmeye başlar. Diğer tarafta ise Leylâ da aşk ıstırabı içindedir. Bir zaman sonra âilesi, Leylâ yı İbn-i Selâm isimli zengin ve îtibârlı birine verir. Ancak, Leylâ kendisini bir perinin sevdiğini ve eğer kendisine dokunursa ikisinin de mahvolacağını söyleyerek İbn-i Selâm ı vuslatından uzak tutmayı başarır. Mecnûn, çölde, Leylâ nın evlendiğini arkadaşı Zeyd den işitince çok üzülür. Leylâ ya acı bir sitem mektubu gönderir. Leylâ da durumunu bir mektupla Mecnûn a anlatır.Kendisini anlamadığından dolayı o da sitem eder.Bir müddet sonra Mecnûn un âhı tutarak İbn-i Selâm ölür. Leylâ baba evine döner. Bir çok tereddütten sonra her şeyi göze alarak, Mecnûn u çölde aramaya başlar. Fakat Mecnûn, dünyadan elini eteğini çekmiş ilâhî aşk yüzünden Leylâ nın maddî varlığını unutmuştur. Leylâ, çölde Mecnûn u bulduğu hâlde, Mecnûn onu tanımaz. Leylâ onun erdiğini anlarsa da yine onsuz yaşayamaz. Hastalanıp yataklara düşer. Kısa zaman sonra da ölür. Mecnûn, Leylâ nın ölüm haberini öğrenir. Gelip mezarını kucaklar, ağlayıp inler; "Ya Rab manâ cism ü cân gerekmez Cânânsuz cihân gerekmez." Der, kabri kucaklayarak ölür. Bir müddet sonra Mecnûn un sâdık arkadaşı Zeyd rüyasında, Cennet bahçelerinde birbiriyle buluşmuş iki mesut sevgili görür. Bunlar kimdir? diye sorunca, derler ki: "Bunlar Mecnûn ile onun vefalı sevgilisi Leylâ dır. Aşk yoluna girip temiz öldükleri, aşklarını dünya hevesleriyle kirletmedikleri için burada buluştular."

Mevlana Celaleddın Rumi'den

Kusur bulmak için bakma birine,bulmak için bakarsan bulursun,kusuru örtmeyi marifet edin kendine.İşte o zaman kusursuz olursun. Mevlana

ŞİİRİM GELDİ:)

İLKİ AZİZ NESİN'DEN


Bu müze var ya bu müze
 Seninle gezerken güzel 
Kimseler yoksa salonda 
Seni öpmek en güzel 
Bu rakı var ya bu rakı 
Seninle içerken güzel 
Kimler olursa olsun varsın 
Rakılı ağzından öpmek en güzel 
İşte bu dünya var ya bu dünya 
Seninle yaşarken güzel 
Sen varsın ya sen
Ancak benimleysen güzel

İKİNCİ OLARAK  NAZIM HİKMET'DEN


" henüz vakit varken, gülüm 
Paris yanıp yıkılmadan, 
henüz vakit varken, gülüm, 
yüreğim dalındayken henüz, 
ben bir gece, şu mayıs gecelerinden biri 
Volter rıhtımında dayayıp seni duvara 
öpmeliyim ağzından ...