12 Nisan 2012 Perşembe
11 Nisan 2012 Çarşamba
SEYHANCA/DIŞARDA YEMEK YEMEĞİ SEVENER İÇİN
BU LiSTEYi OKUMADAN DIŞARIDA YEMEK YEMEYiN!
O dünyayı geziyor, her yemeği deniyor ve ‘No Reservations’ adlı TV programında, izlenimlerini bizimle paylaşıyor. Hayranı olduğum Anthony Bourdain’in ‘Kitchen Confidential’ adlı kitabını okuyorum. Bakın Bourdain’den neler öğrendim?
“Stephen King romanından bile daha sürükleyici” demiş Sunday Times, Anthony Bourdain’ın 2000’de yazdığı ‘Kitchen Confidential’ kitabı için. Bourdain, kitabın bir bölümünü tamamen restoranda yemek yemeyi sevenlere, tüyolara ayırmış. Bourdain’in tüyolarını sizin için derledim. Bakalım bu listeyi okuduktan sonra dışarıda nasıl yemek yiyeceğiz?
* Dışarıda yemek yemek için en iyi gün salı ve perşembe. Ürünler taze, ekip pazar günü dinlenmiş ve hafta arası hafta sonu gibi müşteriye turist muamelesi yok.
* Korkmanız gereken 2 kelime: Pazartesi ve spesiyalite. Özellikle ‘Şefin spesiyalitesi’ kalmış ürünlerden kurtulma yolu.
* Pazartesi günleri balık ısmarlamayın. 4-5 günlük olur. Hafta sonu için balık alımı perşembe gününden yapılır, balıklar cuma sabahı gelir. Cuma ve cumartesi akşamı satılmayanlar pazar günü brunch ya da pazartesi günü spesiyal olarak satılır.
* Klasik bir balık pazarında sabah çok erken taze balıklar satılır. Sonra donmuş balıklar satılır. Kalanlar kapanışa gelen etrafta bekleyen Çinli ve Japonlar tarafından çok düşük fiyata alınır. Onlardan sonra kalansa kedi maması olur. Bir daha ucuz suşi ve ‘All you can eat’ (Yiyebildiğiniz kadar) Çin yemeği yerken bunu düşünün.
* Kılıç balığından uzak durmakta fayda var. Çünkü çok hızlı şekilde 3-5 santimlik parazitler üretir.
* Dışarıda yemek yemek için en iyi gün salı ve perşembe. Ürünler taze, ekip pazar günü dinlenmiş ve hafta arası hafta sonu gibi müşteriye turist muamelesi yok.
* Korkmanız gereken 2 kelime: Pazartesi ve spesiyalite. Özellikle ‘Şefin spesiyalitesi’ kalmış ürünlerden kurtulma yolu.
* Pazartesi günleri balık ısmarlamayın. 4-5 günlük olur. Hafta sonu için balık alımı perşembe gününden yapılır, balıklar cuma sabahı gelir. Cuma ve cumartesi akşamı satılmayanlar pazar günü brunch ya da pazartesi günü spesiyal olarak satılır.
* Klasik bir balık pazarında sabah çok erken taze balıklar satılır. Sonra donmuş balıklar satılır. Kalanlar kapanışa gelen etrafta bekleyen Çinli ve Japonlar tarafından çok düşük fiyata alınır. Onlardan sonra kalansa kedi maması olur. Bir daha ucuz suşi ve ‘All you can eat’ (Yiyebildiğiniz kadar) Çin yemeği yerken bunu düşünün.
* Kılıç balığından uzak durmakta fayda var. Çünkü çok hızlı şekilde 3-5 santimlik parazitler üretir.
* Midye restoranda yenmez. Restoran buzdolapları devamlı içinden bir şey almak için açılıp kapandığından iyi saklama şartları oluşmaz. Genelde midyeler buzdolabının arkasında kendi pis kokulu sularının içinde durur. Eminim bazı çok özel restoranlarda midye için sularının süzülebileceği, soğutmalı çok özel kaplar vardır ve pişirirken tek tek bütün midyelerin canlı ve iyi durumda olduğu kontrol ediliyordur. Ama ben böyle bir yer hiç görmedim. Midye hazırlanması en kolay şeydir ama bir adet bozuk midye hayatınızı karartır.
* Brunch, iyi şeflerin cuma ve cumartesi yoğun çalıştıkları için işin başında olmadığı ve yemekten anlamayanlar için kalmış yemeklerin sunulduğu bir pazar aktivitesi. Çocukların oyun ortamı da denilebilir.
* Pazar günleri kızarmış deniz ürünleri ve soslu balık yemeyin. Genelde pazar brunch’ı en iyi restoranda bile cuma ve cumartesiden kalma balıkların sosla sunulduğu, makarnaların makarna salatasına, pişmiş etlerin dilimlenip karışık et tabaklarına dönüştüğü, şeflerin hayatını kurtaran bir giderleri azaltma günü. Yoksa neden gayet güzel bir ızgara balık bir anda enteresan soslara bürünsün? Soslu her yemek kalmış malzemelerden yapılmış demektir.
* Hollandaise sostan uzak durun. Bu yumurta beyazı ve tereyağ karışımı sos çok sıcak veya soğuk olmayan bir ısıda saklanabiliyor. Her siparişle baştan yapılmayacağına göre bir kez yapılıp daha sonra bakterilerin en uygun üreme ortamında saklanıyor. Kalanlar da salata sosu oluyor.
* Bir restoranın kâr ederek çalışması için her yiyecek alış fiyatının 3-4 katına satılmalıdır. Bu durumda birkaç gündür buzdolabının arkasında kalmış sirloin etlerden nasıl kurtulunur? ‘İyi pişmiş’ sevenlere kalmış etleri saklamak bir restoran geleneğidir. Zaten etin tadını alamayacak kadar pişmiş, spor ayakkabı derisi tadında et seven müşterilere kalmış eti servis etmek zevktir ve maliyetleri düşürür.
* Et yiyecekseniz steakhouse’da yemek en iyisidir. Nerede en çok ne satılıyorsa, onu yemek en iyi çözüm. Genelde garsonun yüz ifadesinden de en çok satılan yemekleri anlayabilirsiniz.
* Mönüdeki genelde söylenmeyen ilginç yemekler, mönüyü zenginleştirmek için konmuştur ve günlerce buzdolabında meraklı birinin onu söylemesini bekler.
* Restoranlarda ekmek genelde başka birisinin masasından alınıp getiriliyor, ama yine de yenilebilir. Ne de olsa hiçbir şey tamamen hijyenik değil.
* Tuvaletleri pis bir restoranda asla yemek yemeyin. Bu zor bir kural değil. “Görmenize izin verdikleri bir yer o haldeyse, kim bilir mutfak nasıldır?” diye düşünün. Tuvalet temizlemesi kolay bir yer, mutfaksa kesinlikle değil.
* Restoran işinde kilit kelime: Rotasyon. Mutsuz bir şef ve restoran sahibi camdan bakıyorsa o restorandan uzak durun. Çalışanların işini ciddiye alması da önemli. Servis elemanları bir TV dizisinde rol almayı bekliyor gibiyse ve işlerini önemsemiyorlarsa tehlikeli.
* Pazar günleri kızarmış deniz ürünleri ve soslu balık yemeyin. Genelde pazar brunch’ı en iyi restoranda bile cuma ve cumartesiden kalma balıkların sosla sunulduğu, makarnaların makarna salatasına, pişmiş etlerin dilimlenip karışık et tabaklarına dönüştüğü, şeflerin hayatını kurtaran bir giderleri azaltma günü. Yoksa neden gayet güzel bir ızgara balık bir anda enteresan soslara bürünsün? Soslu her yemek kalmış malzemelerden yapılmış demektir.
* Hollandaise sostan uzak durun. Bu yumurta beyazı ve tereyağ karışımı sos çok sıcak veya soğuk olmayan bir ısıda saklanabiliyor. Her siparişle baştan yapılmayacağına göre bir kez yapılıp daha sonra bakterilerin en uygun üreme ortamında saklanıyor. Kalanlar da salata sosu oluyor.
* Bir restoranın kâr ederek çalışması için her yiyecek alış fiyatının 3-4 katına satılmalıdır. Bu durumda birkaç gündür buzdolabının arkasında kalmış sirloin etlerden nasıl kurtulunur? ‘İyi pişmiş’ sevenlere kalmış etleri saklamak bir restoran geleneğidir. Zaten etin tadını alamayacak kadar pişmiş, spor ayakkabı derisi tadında et seven müşterilere kalmış eti servis etmek zevktir ve maliyetleri düşürür.
* Et yiyecekseniz steakhouse’da yemek en iyisidir. Nerede en çok ne satılıyorsa, onu yemek en iyi çözüm. Genelde garsonun yüz ifadesinden de en çok satılan yemekleri anlayabilirsiniz.
* Mönüdeki genelde söylenmeyen ilginç yemekler, mönüyü zenginleştirmek için konmuştur ve günlerce buzdolabında meraklı birinin onu söylemesini bekler.
* Restoranlarda ekmek genelde başka birisinin masasından alınıp getiriliyor, ama yine de yenilebilir. Ne de olsa hiçbir şey tamamen hijyenik değil.
* Tuvaletleri pis bir restoranda asla yemek yemeyin. Bu zor bir kural değil. “Görmenize izin verdikleri bir yer o haldeyse, kim bilir mutfak nasıldır?” diye düşünün. Tuvalet temizlemesi kolay bir yer, mutfaksa kesinlikle değil.
* Restoran işinde kilit kelime: Rotasyon. Mutsuz bir şef ve restoran sahibi camdan bakıyorsa o restorandan uzak durun. Çalışanların işini ciddiye alması da önemli. Servis elemanları bir TV dizisinde rol almayı bekliyor gibiyse ve işlerini önemsemiyorlarsa tehlikeli.
ÇAĞDAŞ ERTUNA milliyet cadde eki 2.4.2012
10 Nisan 2012 Salı
SEYHANCA /BURCUM VE OZELLIKLERI
KOVA BURCU ... BU KADAR,,, UZUN LAFIN KISASI....
Tarafsız Aşık! Tahmin edilmesi en zor burçlardan biri olan Kova için hayat bir düellodur. Çok zeki olan Kovaları elde etmek için aynı ölçüde zeka gerekir. Derin ve anlamlı konuşmaları çok değerli bulurlar, bilgili, entelektüel kişiliklere hayrandırlar. Konuşmak, anlamak isterler ama boş konuşmalardan çabucak sıkılıp, TV kumandasını en yakın arkadaş ilan edebilirler. Bir kova burcu ile beraber olmanın belki de en zor olan kısmı onun sizi kıskanma içgüdüsüne hiç sahip olmamasıdır. Kalabalık bir ortama girdiğinizde herkes derin bir sessizliğe bürünüp size hayran hayran baksa bile o sizi kıskanmayacaktır. Hatta bunu hiç farketmeyebilir. Ama hep önünüzü açan, size destek veren, eşit bir ilişkide olacaksınız. Sürprizlerle karşılaşacaksınız ve size bağlı bir insanla beraber olacaksınız. Ufak tefek flörtler dışında Kova vefalı bir burçtur. Kova burcunun sert bir dili vardır. Bir şeyler öğrenirken veya derin bir tartışmada kolayca provoke olurlar ve hitap şekilleri değişebilir. Ateşli kişilikleri bazen patavatsız cümleler sarfetmesine neden olur, ama aslında bu cümlelerin altında yatan bir ima asla yoktur. Onlar tartışmayı doğal sayarlar ve telepatik iletişimler isterler. Kova “farklı” olmak ister. Bu kelimeye giyim, yaşam, inanç gibi her türlü ayrıntıyı sokabilirler. Farklı kişilikler onları çeker ve zor olan ile uğraşmayı severler. Ani öfke patlamalarına meyillidirler ama rahatsızlığınızı belli edersiniz onlar bunu anlarlar ve kendilerini değiştirebilirler. Kova için “değişim ve fark yaratmak” bir yaşam felsefesidir. Çok kolay yanlış anlaşılırlar ama filozof dilleri bu yanlışlığı kolayca düzeltebilir.
Tarafsız Aşık! Tahmin edilmesi en zor burçlardan biri olan Kova için hayat bir düellodur. Çok zeki olan Kovaları elde etmek için aynı ölçüde zeka gerekir. Derin ve anlamlı konuşmaları çok değerli bulurlar, bilgili, entelektüel kişiliklere hayrandırlar. Konuşmak, anlamak isterler ama boş konuşmalardan çabucak sıkılıp, TV kumandasını en yakın arkadaş ilan edebilirler. Bir kova burcu ile beraber olmanın belki de en zor olan kısmı onun sizi kıskanma içgüdüsüne hiç sahip olmamasıdır. Kalabalık bir ortama girdiğinizde herkes derin bir sessizliğe bürünüp size hayran hayran baksa bile o sizi kıskanmayacaktır. Hatta bunu hiç farketmeyebilir. Ama hep önünüzü açan, size destek veren, eşit bir ilişkide olacaksınız. Sürprizlerle karşılaşacaksınız ve size bağlı bir insanla beraber olacaksınız. Ufak tefek flörtler dışında Kova vefalı bir burçtur. Kova burcunun sert bir dili vardır. Bir şeyler öğrenirken veya derin bir tartışmada kolayca provoke olurlar ve hitap şekilleri değişebilir. Ateşli kişilikleri bazen patavatsız cümleler sarfetmesine neden olur, ama aslında bu cümlelerin altında yatan bir ima asla yoktur. Onlar tartışmayı doğal sayarlar ve telepatik iletişimler isterler. Kova “farklı” olmak ister. Bu kelimeye giyim, yaşam, inanç gibi her türlü ayrıntıyı sokabilirler. Farklı kişilikler onları çeker ve zor olan ile uğraşmayı severler. Ani öfke patlamalarına meyillidirler ama rahatsızlığınızı belli edersiniz onlar bunu anlarlar ve kendilerini değiştirebilirler. Kova için “değişim ve fark yaratmak” bir yaşam felsefesidir. Çok kolay yanlış anlaşılırlar ama filozof dilleri bu yanlışlığı kolayca düzeltebilir.
9 Nisan 2012 Pazartesi
SEYHANCA SPOR/ HE HEYTTTTTTTTTTTTTT BE
Futbol dışı branşlarda yoksun kaldığımız Ezeli rekabet artık Futbol dışında da gerçekleşmeye başladı...Fenerbahçe bu Branşlara uzun yıllardır ciddi yatırımlar yaparak hepsinde başarılı olma işini epeydir başarıyordu, ama burada eksik olan,ülkenin en büyük 2 SPOR Klübünün buralardaki finallerde pek karşı karşıya gelememeleriydi...Basketbo lda, Yüzmede ve Kürekteki çekişme artık Voleybole de sıçramış durumda..Galatasaray'ın da bir kaç senedir Amatör Branşlara verdiği önem bize bu güzel ve Dünyanın önde gelen Derbilerinden olan Fenerbahçe-Galatasaray rekabetinin zevkini çıkarma şansını vermeye başladı...
Yakın geçmişe bakarsak Bayanlar Basketbolde son 10 yıl, Yüzme ve Kürekte son 6-7 yıl devamlı Fenerbahçe-Galatasaray finalleriyle karşılaştık.. Buralarda genelliklle Fenerbahçenin başarılı olduğunu görüyoruz ama son yıllarda Galatasaray da iyi yatırımlar yaparak başarılarda pay sahibi olmaya ve önümüzdeki yıllar için işin daha da dengeleneceğinin sinyallerini vermeye başladı....Bunlara ilaveten geçen sene 2 takımımız Erkekler Basketbol finalinde de karşı karşıya geldiler...Bu sene de Voleybol Erkeklerde Türkiye Kupası finalinde..Bayanlarda ise Voleybol Çeyrek finalde karşılaştılar .. Şimdi de Bayanlar Basketbolde Finalde yine bu 2 takım olacak...Erkekler Basketbolda ise durum bayağı çetin bu sene başa oynayan 5-6 takım var..Bakalım final hangilerine nasip olacak...
Fenerbahçe Bayan Voleybol takımının Avrupa Şampiyonlar Ligi şampiyonu olmasının ardından Galatasaraylı bayanlar da Avrupa'nın 2.kupasında final oynadılar..Bayanlar Basketboldeki Şampiyonlar liginde ise Fenerbahçe Avruopa 4.sü Galatasaray ise Avrupa 5.si oldu...Benim tahminim 2 takımımızdan birinin burada Final oynamasıydı ama bir takım talihsizlikler buna mani oldu..Ama herşeye rağmen Avrupanın bu en büyük kupasında takımlarımızın aldıkları neticeler ciddi başarıdır...
Bu iki klübümüz Türkiye Futbol ligini de 1. ve 2. olarak bitirdiler, şimid süper final Şampiyonu belirleyecek.....Bir tahmin yapmak icabederse Galatasaray şampiyonluğa daha yakın gözüküyor..Bu kadar sıkıntı ve baskının altında Fenerbahçe'nin buralarda olmasını ben hiç beklemiyordum, oynadığı Futbol fazla keyif vermese de bu şartlar altında başarılı addedilmesi lazımdır...Şu ana kadar olan maçlara bakarsak Galatasaray daha derli toplu ve daha takım oyunu oynayan bir takım , bence Şampiyonlukta % 70 den fazla şansı var...
Türk Sporunun lokomotifi bu 2 Spor Klübümüzü özellikle Futbol dışındaki başarılarından dolayı kutlamak gerekir...Herşeyin Futbol üzerine kurulduğu bir düzende, iyi sponsorlar bularak ve kendi kaynaklarını da verimli bir şekilde bu branşlara aktararak planlı ve programlı bir şekilde buralara gelinmesi öyle kolay bir iş değilidir... Kaynakları aktarmak diyorum zira bu branşların en ufak bir geliri yoktur, hep Futbol gelirleriden yenir ve Klüplerimizin Erkek-Bayan Büyükler, Gençler ve Minikler kategorilerinde binlerce lisansiye sporcusu bulunmaktadır, ve bu müthiş masraflı bir iştir ve uygulanması da o derece zor ve yürek isteyen bir iştir, zira herkesin başarı beklediği Futboldan kaynak alıp buralar dağıtmak kolay alınacak bir karar değildir..
Teşekkürler Fenerbahçe ..Teşekkürler Galatasaray...Yakın geçmişe bakarsak Bayanlar Basketbolde son 10 yıl, Yüzme ve Kürekte son 6-7 yıl devamlı Fenerbahçe-Galatasaray finalleriyle karşılaştık.. Buralarda genelliklle Fenerbahçenin başarılı olduğunu görüyoruz ama son yıllarda Galatasaray da iyi yatırımlar yaparak başarılarda pay sahibi olmaya ve önümüzdeki yıllar için işin daha da dengeleneceğinin sinyallerini vermeye başladı....Bunlara ilaveten geçen sene 2 takımımız Erkekler Basketbol finalinde de karşı karşıya geldiler...Bu sene de Voleybol Erkeklerde Türkiye Kupası finalinde..Bayanlarda ise Voleybol Çeyrek finalde karşılaştılar .. Şimdi de Bayanlar Basketbolde Finalde yine bu 2 takım olacak...Erkekler Basketbolda ise durum bayağı çetin bu sene başa oynayan 5-6 takım var..Bakalım final hangilerine nasip olacak...Fenerbahçe Bayan Voleybol takımının Avrupa Şampiyonlar Ligi şampiyonu olmasının ardından Galatasaraylı bayanlar da Avrupa'nın 2.kupasında final oynadılar..Bayanlar Basketboldeki Şampiyonlar liginde ise Fenerbahçe Avruopa 4.sü Galatasaray ise Avrupa 5.si oldu...Benim tahminim 2 takımımızdan birinin burada Final oynamasıydı ama bir takım talihsizlikler buna mani oldu..Ama herşeye rağmen Avrupanın bu en büyük kupasında takımlarımızın aldıkları neticeler ciddi başarıdır...Bu iki klübümüz Türkiye Futbol ligini de 1. ve 2. olarak bitirdiler, şimid süper final Şampiyonu belirleyecek.....Bir tahmin yapmak icabederse Galatasaray şampiyonluğa daha yakın gözüküyor..Bu kadar sıkıntı ve baskının altında Fenerbahçe'nin buralarda olmasını ben hiç beklemiyordum, oynadığı Futbol fazla keyif vermese de bu şartlar altında başarılı addedilmesi lazımdır...Şu ana kadar olan maçlara bakarsak Galatasaray daha derli toplu ve daha takım oyunu oynayan bir takım , bence Şampiyonlukta % 70 den fazla şansı var...
Türk Sporunun lokomotifi bu 2 Spor Klübümüzü özellikle Futbol dışındaki başarılarından dolayı kutlamak gerekir...Herşeyin Futbol üzerine kurulduğu bir düzende, iyi sponsorlar bularak ve kendi kaynaklarını da verimli bir şekilde bu branşlara aktararak planlı ve programlı bir şekilde buralara gelinmesi öyle kolay bir iş değilidir... Kaynakları aktarmak diyorum zira bu branşların en ufak bir geliri yoktur, hep Futbol gelirleriden yenir ve Klüplerimizin Erkek-Bayan Büyükler, Gençler ve Minikler kategorilerinde binlerce lisansiye sporcusu bulunmaktadır, ve bu müthiş masraflı bir iştir ve uygulanması da o derece zor ve yürek isteyen bir iştir, zira herkesin başarı beklediği Futboldan kaynak alıp buralar dağıtmak kolay alınacak bir karar değildir..Teşekkürler Fenerbahçe ..Teşekkürler Galatasaray...
8 Nisan 2012 Pazar
SEYHANCA/GÜNÜN SÖZÜ
Kuşkusuz ki en büyük ön yargı;Etrafımızdaki herkesi 'insan' sanmamızdır.
*Charles Bukowski
Yakınlık, uzaklıktan daha sıkıntılıdır.
Çünkü her yakınlıkta kaybetme korkusu,
Uzaklıkta ise kavuşma ümidi vardır!..
~Prison Break~
La falsa moneda - Buika
Özledin mi beni dedim.
Sustu !
Nefesini en derinden aldı ve
Özlenmez mi dedi.♥
7 Nisan 2012 Cumartesi
6 Nisan 2012 Cuma
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



