26 Nisan 2012 Perşembe
25 Nisan 2012 Çarşamba
VE YİNE YAPTI YAPACAĞINI FENERBAHÇEM
Fenerbahçe Erkek Voleybol Takımı 2011-2012 Ligini Şampiyonlukla tamamladı ..Final serisinin son maçında Arkası 3-0 gibi net bir skorla yenen Fenerbahçeliler bı sezon önce Süper Kupa, ardından Türkiye Kupası ve en nihayetinde Lig Şampiyonluğunu da kazanarak tüm kupalara ambargo koymuş oldu..
Fenerbahçe Erkek Voleybol takımı bu senekiyle birlikte arka arkaya 3 senedir Lig Şampiyonluğunu kimselere bırakmadı...Çanakkalede tıklım tıklım tribünlere oynanan maçta Fenerbahçeli sporcular bireysel ödüllere de el koydu...En iyi pasör Arslan Ekşi, en iyi smaçör Ivan Miljkovic, en iyi libero Serkan Kılıç, en iyi blokçu Emre Batur ve en değerli oyuncu (MVP) Ivan Miljkovic seçildi...
24 Nisan 2012 Salı
YARIŞMAYA DAVETLİSİNİZ
Altıncı Cadde'nin kedisi kutusunu çok sevdi! Siz de sevimli ev hayvanınızın bir kutu içinde çekilmiş fotoğrafını gönderin, 25 TL değerindeki hediye çekinin sahibi olma şansını yakalayın! http://bit.ly/I26C57
22 Nisan 2012 Pazar
21 Nisan 2012 Cumartesi
İNSAN HEM İYİ FENERLİ HEM DE İYİ GALATASARAYLI OLABİLİR Mİ?
Halk arasında çok bahsi geçen bir laf vardır İyi Fenerli veya İyi Galatasaraylı şeklinde. Hep merak etmişimdir, İYİ olmanın kıstası nedir diye? Acaba aynı zamanda hem İyi Fenerli hem de İyi Galatasaraylı olunabilir mi? Aşağıdaki yazıyı okuduğunuzda bir karara varacağınızı sanıyorum.
Yıl 1950, Eylül ayının bir Cumartesi günü. Orta yaşlı hanım oğlunu elinden tutmuş bezik oynamak için arkadaşının evine gidiyor. Küçük oğlanın üstünde Mayer mağazasından yeni alınmış Galatasaray Lisesi daha doğrusu İlkokulunun forması. Göğsü armalı lacivert ceket, gri kısa pantolon, uzun konçlu çoraplar ve üstü sarı kırmızı şeritli bir kep. Kep ve ayakkabı hariç diğerleri mağazadaki en ufak bedenden seçilmiş olmalarına rağmen küçük oğlana hala büyük geliyor. Ceketin kolları neredeyse ellerini örtecek. Beli darlaştırılmış olmasına rağmen kısa pantolon oğlanın sıska bacaklarını etrafında nerdeyse bir çuval gibi duruyor. Ama cin bakışlı, sevimli çocuk bunları giymekten dolayı çok da mutlu görünüyor..
Teşvikiye de bir apartmana geliyor ana-oğul. Kapı bir hanım tarafından açılıyor. Çocuk merakla etrafa bakınıyor, yüksek duvarlarla çevrili uzun bir koridor, koridorun sonundan beyaz saçlı bir adam kendilerine doğru geliyor. Yaklaşıp, çocuğu ve üstündeki formayı görünce gözlerinin içi parlıyor.
"Merhaba küçük Galatasaraylı" diye selamlıyor.
Küçük oğlan önce mahcup bir şekilde önüne bakıyor sonra kafasını kaldırıp cevaplıyor.
"Ben Fenerliyim. "
Beyaz saçlı adamın her ne kadar belli etmese de canı sıkılıyor.
Büyükler Bezik oynarken küçük oğlan camdan aşağısını seyrediyor. Tam karşıda, uzun yıllar sonra, önce babasını sonra annesini yolcu edeceği Teşvikiye Camii ve geniş avlusu, yoldan geçen tek tük araba ve Maçka -Taksim, Maçka-Eminönü tramvayları. Çocukluğun masumiyetiyle saatlerce oyalanıyor onlarla. Büyüklerin oyunu bitip gitme vakti gelince beyaz saçlı adam küçük oğlanın başını okşuyor ve
"Güle güle küçük Galatasaraylı" diyor.
Oğlan bu sefere gözlerini yere indirmeden ve direk olarak beyaz saçlı adamın gözlerinin içine bakıyor ve
"Ben Fenerliyim" diye ısrar ediyor.
Beyaz saçlı adam bu sefer tevekkülle cevaplıyor.
"Peki, anladım, ne yapalım öyle olsun. "
Aşağı indiklerinde çocuk annesine soruyor
"Anne ben Fenerliyim, değil mi?"
Annesi oğlanın içini rahatlatıyor.
"Tabii ki Fenerlisin oğlum."
Küçük oğlan yıllar içinde bu iki sevgi ile birlikte büyüyor. Bir tanesi taraftarı olduğu Spor Kulübü Fenerbahçe'ye olan sevgisi ki sosyologlarca bu coşku ve tutku şeklinde de ifade edilebiliyor. Diğeri mensubu olduğu Galatasaray Lisesine ve yedi yaşından itibaren kader birliği yaptığı kardeş kadar yakın arkadaşlarına karşı olan sevgisi. Büyüdükçe bu iki sevgiyi güzel bir şekilde harmanlamayı beceriyor küçük oğlan. Spor kurumu ile Eğitim kurumunu birbirine karıştırmamaya gayret ediyor tüm hayatı boyunca.
Okuldan mezun olduğu zaman otomatik olarak elde ettiği Galatasaray Spor Kulübü üyeliği hakkını kullanmıyor, bir Fenerbahçe taraftarının Galatasaray Spor Kulübüne üye olmasını etik bulmuyor. Aynı şekilde yıllar sonra kendisine Fenerbahçe Kulübü üyeliği de teklif edildiğinde, buna da sıcak bakmayıp onu da kabul etmiyor.
Şimdi yazının başındaki soruya gelelim. Aynı zamanda hem İyi Fenerli hem de İyi Galatasaraylı olunabilir mi sorusuna. Yukarıdaki yazılanlar ışığında buna siz karar verin Ama bence bu küçük çocuk bu işi halletmiş gibi görünüyor.
Şimdi soracaksınız, bu beyaz saçlı adamla küçük oğlanın hikâyesini nereden duydun diye. Bana bu hikâyeyi annem anlatmıştı, o sıska bacaklı, cin bakışlı, sevimli küçük oğlan bendim. Peki, o beyaz saçlı adam kimdi? Herkesin tanıdığı ve özellikle okulluların kalbinde özel bir yeri olan bir isim. Okul sıralarında iken birkaç arkadaşıyla beraber Galatasaray Spor Kulübünü yaratan kişi, ALİ SAMİ YEN beyefendi.
20 Nisan 2012 Cuma
KENAN DOĞULU kurşun adres sormazki,
bir an lazım bana o an sadece orada sadece o zamanda sadece benle sadece onunla....
Fenerbahçe Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi final serisinin 4. maçında Galatasaray Medical Park’ı deplasmanda 15 sayı geriden gelerek, 86-96 yendi ve serideki 4 maçtan 3 ünü kazanarak üst üste 7. toplamda ise 10. şampiyonluğuna ulaştı.
Meraklıları için mükemmel bir maçtı...Dünyanın en büyük yıldızlarının 2 takımda da ye
r aldığı maç kıran kırana geçti, Bayanlar Basketbolde Dünyanın en büyük yıldızı sayılan Diana Taurasi'nin 32 sayısı Galatasaray'a yetmedi...Daha dengeli ve iyi Türk oyuncuları olan Fenerbahçe takımı son periyotta farkı kapatarak 10 sayı farkla maçı kazandı ve 7 yıldır bırakmadığı Şampiyonluğu tekrar kazandı...Aslında Galatasaray da Amerika Milli takımının 4 oyuncusu , buna mukabil Fenerbahçe'de 2 Amerikalı Milli Takımından oyuncu 2 de Avrupalı Milli vardı..Bu büyük yıldızları bize seyrettiren her 2 Klübe de teşekkür etmek lazım...Fenerbahçe Spor Klübünün son 10 senedir Futbol dışı branşlarda yaptığı yatırımlara son bir kaç yıl içinde Galatasaray'ın da katılımıyla, ezeli rekabet salonlara taşındı...Ülkenin en büyük 2 Spor Klübünün bu çabaları salonlardaki Müessese takımlarının hegemonyasına da son verdi...
Fenerbahçe ve Galatasaray takımları karşılıklı olarak sırasıyla Bayan Voleybolde Çeyrek final, Erkek Voleybol Türkiye kupasında Final, Bayan Basketbolde Avrupa da çeyrek Final, Türkiye de Süper Kupa fnali, Türkiye Kupası Finali ve Şampiyonluk finali oynadılar..Bugün de Erkek Voleybolde Yarı final oynayacaklar... Uzun yıllardır hasreti çekilen tablolar tek tek gerçekleşmeye başladı..Bakarsınız Erkek Basketbolde de yarı final veya finalde karşılaşmışlar...
Tabii bütün bunları 2. planda bırakacak olan Futbol var, orada da sadece bu 2 Spor Klübümüz çekişiyor...Fenerliler kızmasın ama bu Pazar günü Lig bitebilir...
Türk Sporunun lokomotifi bu 2 güzide klübümüzü kutluyorum...Bu başarılarda payı olan içeride ve dışarıda olanlara da sonsuz teşekkürler...Tabii bütün bunları 2. planda bırakacak olan Futbol var, orada da sadece bu 2 Spor Klübümüz çekişiyor...Fenerli dostlarım kızmasın ama bu Pazar günü Lig bitebilir...Türk Sporunun lokomotifi bu 2 güzide klübümüzü kutluyorum...Bu başarılarda payı olan içeride ve dışarıda olanlara da sonsuz teşekkürler...Sadece salonlardan ve sahalardan bahsedersek haksızlık olabilir diye düşündüğümden 2 ekleme daha yapayım.. Fenerbahçe ve Galatasaray Yüzme ve Kürek sporlarında da senelerdir Şampiyonluklar için çekişiyorlar ve bu senede her 2 branşta da 1. lik ve 2.likleri paylaşacaklar...İşte ezeli rekabet dediğin de böyle olur...
Zamanında bir arkadaşım bir araştırma yapmıştı Dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadar çok Branşta böyle bir rekabet yaşanmıyormuş...Maddi zorluklar nedeniyle bir ara zayıflamıştı bu rekabet, ama artık eski günlere döndük..
19 Nisan 2012 Perşembe
Candan Erçetin - Gamsız Hayat
Olsam küçük bir kız olsam
denize bakan evlerde
düşlerimden çıkıp gelse
beyaz yelkenliyi görsem
yanaşmak istese yanaşamasa
kıyılarım çekildikçe çekilse ...
Gülten Akın
SEVGİLİ EVLADIM
Benim yaşlandığımı düşündüğün gün
Sabırlı ol lütfen ve beni anlamaya çalış…
Yemek yerken üstümü kirletirsem… üzerimi değiştirecek gücüm yoksa.
Lütfen sabırlı ol. Benim sana bir şeyler öğretmek için seninle ilgilendiğim zamanları hatırla...
Seninle konuşurken, sürekli aynı şeyleri 1000 kere tekrarlıyorsam… sözümü kesme beni dinle.
Sen küçükken, uyuyana kadar sana aynı hikayeyi 1000 defa tekrar tekrar okumak zorunda kalıyordum.
Banyo yapmak istemediğimde;
Beni utandırma yada azarlama…
Seni banyoya götürmek için icat ettiğim küçük yöntemlerimi ve oyunlarımı hatırla…
Yeni teknolojiler karşındaki cahilliğimi görürsen… bana zaman tanı ve beni yüzünde alaycı bir gülümsemeyle izleme…
Bazı zamanlarda unutkan olursam yahut konuşmalarımızda ipin ucunu kaçırırsam… lütfen hatırlamam için gerekli zamanı bana tanı… eğer hatırlayamazsam, sinirlenme… çünkü asıl önemli olan benim konuşmam değil, senin yanında olabilmem ve senin beni dinliyor olmandır.
Ben sana bir sürü şeyi nasıl yapacağını gösterdim…
İyi yemek yemeyi, iyi giyinmeyi… yaşamı göğüslemeyi…
Eğer birşey yemek istemezsem, baskı yapma bana. Ne zaman yemem yada yememem gerektiğini ben gayet iyi bilirim.
Ve yaşlı bacaklarım yürümeme izin vermediğinde...
… bana elini ver…
Tıpkı, benim sana ilk adımlarını atarken verdiğim gibi.
Ve bir gün artık daha fazla yaşamak istemediğimi söylediğimde… ve ölmek istediğimi…
kızma… Birgün anlayacaksın…
yaşımın; zevk alma değil artık idareten yaşama yaşı olduğunu anlamaya çalış,
Bir gün şunu anlayacaksın:
hatalarıma karşın hep senin için iyi olanı gerçekleştirmeye çabaladım ve
senin yolunu hazırlamaya çalıştım
Senin yanında olduğumda üzgün, kızgın yada güçsüz hissetme kendini.
Benim yanımda olmalısın, beni anlamalısın ve bana yardım etmelisin.
Yürümeme yardımcı ol… ve yolumu sabır ile, sevgi ile bitirmeme....
Benim için yaptıklarını, bir gülümseme ve senin için her zaman taşıdığım çok derin bir sevgi ile geri ödeyebilirim ancak.
Seni çok seviyorum oğlum/kızım….
Sabırlı ol lütfen ve beni anlamaya çalış…
Yemek yerken üstümü kirletirsem… üzerimi değiştirecek gücüm yoksa.
Lütfen sabırlı ol. Benim sana bir şeyler öğretmek için seninle ilgilendiğim zamanları hatırla...
Seninle konuşurken, sürekli aynı şeyleri 1000 kere tekrarlıyorsam… sözümü kesme beni dinle.
Sen küçükken, uyuyana kadar sana aynı hikayeyi 1000 defa tekrar tekrar okumak zorunda kalıyordum.
Banyo yapmak istemediğimde;
Beni utandırma yada azarlama…
Seni banyoya götürmek için icat ettiğim küçük yöntemlerimi ve oyunlarımı hatırla…
Yeni teknolojiler karşındaki cahilliğimi görürsen… bana zaman tanı ve beni yüzünde alaycı bir gülümsemeyle izleme…
Bazı zamanlarda unutkan olursam yahut konuşmalarımızda ipin ucunu kaçırırsam… lütfen hatırlamam için gerekli zamanı bana tanı… eğer hatırlayamazsam, sinirlenme… çünkü asıl önemli olan benim konuşmam değil, senin yanında olabilmem ve senin beni dinliyor olmandır.
Ben sana bir sürü şeyi nasıl yapacağını gösterdim…
İyi yemek yemeyi, iyi giyinmeyi… yaşamı göğüslemeyi…
Eğer birşey yemek istemezsem, baskı yapma bana. Ne zaman yemem yada yememem gerektiğini ben gayet iyi bilirim.
Ve yaşlı bacaklarım yürümeme izin vermediğinde...
… bana elini ver…
Tıpkı, benim sana ilk adımlarını atarken verdiğim gibi.
Ve bir gün artık daha fazla yaşamak istemediğimi söylediğimde… ve ölmek istediğimi…
kızma… Birgün anlayacaksın…
yaşımın; zevk alma değil artık idareten yaşama yaşı olduğunu anlamaya çalış,
Bir gün şunu anlayacaksın:
hatalarıma karşın hep senin için iyi olanı gerçekleştirmeye çabaladım ve
senin yolunu hazırlamaya çalıştım
Senin yanında olduğumda üzgün, kızgın yada güçsüz hissetme kendini.
Benim yanımda olmalısın, beni anlamalısın ve bana yardım etmelisin.
Yürümeme yardımcı ol… ve yolumu sabır ile, sevgi ile bitirmeme....
Benim için yaptıklarını, bir gülümseme ve senin için her zaman taşıdığım çok derin bir sevgi ile geri ödeyebilirim ancak.
Seni çok seviyorum oğlum/kızım….
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



